Son Haberler
Ülkemizden Yerel Sucul Haberler
Tuz Gölü’nde Kuş Sesleri
 



Tuz Gölü’nde Kuş Sesleri

Tuz Gölü çevresinin bu yıl bol yağış alması nedeniyle, kuşların üreme alanı olan birçok irili ufaklı göl ve bataklık su toplamaya başladı.

Doğa Koruma ve Milli Parklar Aksaray Şube Müdürü Necati Gökçe, Tuz Gölü Havzası’nın Türkiye’nin en az yağış alan havzası olmasına karşılık, kuş varlığı yönünden Türkiye’nin en zengin havzalarından biri olduğunu söyledi. Tuz Gölü Havzası’nda son yıllarda yaşanan kuraklığa bağlı olarak suların çekildiğini ve küçük göllerin kuruduğunu belirten Gökçe, “Tuz Gölü ve çevresindeki küçük göller, yağışların azlığıyla yeraltı suyunun aşırı kullanımı nedeniyle küçüldü. Buna bağlı olarak da yaban kuşlarının sayısında azalmalar yaşandı. Tuz Gölü çevresindeki birçok göl ve bataklık su toplamaya başladı. Çok sayıda göçmen kuş bölgeye uğrayacak. Burada yaşayan kalıcı yaban kuşlarıyla göçmen kuşlarının sayısı da bu yıl artacak” diye konuştu.

KAYNAK: www.hurriyet.com.tr

Hatırlarsanız, Tuz Gölü'nün yok olmasıyla ilgili olarak 2008'in sonunda bir başlık açmıştık:

http://www.lepisteskulubu.org/index.php/topic,2187.0.html

2008 sonunda yaşanan umutsuzluktan sonra şu an aldığımız haber, çok sevindirici.

Gönderen Onur G. HİTİT, Çarşamba, 06 Ocak 2010 00:51 Yorumlar(0), Hepsini Oku
Forum Haberleri
Ramsar Sözleşmesi
 

Orijinal metin: http://www.mevzuat.adalet.gov.tr/html/23151.html

SULAK ALANLARIN KORUNMASI YÖNETMELİĞİ

Sulak Alanların Korunması Yönetmeliği

Çevre ve Orman Bakanlığından

Resmi Gazete Tarihi : 17/05/2005

Resmi Gazete Sayısı : 25818


BİRİNCİ BÖLÜM: Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar

Amaç

Madde 1 - Bu Yönetmeliğin amacı, Özellikle Su Kuşları Yaşama Ortamı Olarak Uluslararası Öneme Sahip Sulak Alanlar Hakkında Sözleşme (Ramsar Sözleşmesi)'nin uygulanmasına yönelik, uluslararası öneme sahip olsun veya olmasın tüm sulak alanların korunması, geliştirilmesi ve bu konuda görevli kurum ve kuruluşlar arasında işbirliği ve koordinasyon esaslarını belirlemektir.

Kapsam

Madde 2 - Bu Yönetmelik, Ramsar Sözleşmesi çerçevesinde uluslararası öneme sahip olsun veya olmasın tüm sulak alanlar ile bu alanlarla ilişkili habitatların korunması ve akılcı kullanımı, sulak alanların yönetimi ile Ulusal ve Yerel Sulak Alan Komisyonlarına ilişkin usul ve esasları kapsar.

Dayanak

Madde 3 - Bu Yönetmelik, 2872 sayılı Çevre Kanunun 9 uncu maddesi, 4856 sayılı Çevre ve Orman Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanunun 13 üncü maddesi, 4915 sayılı Kara Avcılığı Kanunun 4 üncü maddesine dayanılarak;

3958 sayılı Kanunla uygun bulunan 17/5/1994 tarihli ve 21937 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Özellikle Su Kuşları Yaşama Ortamı Olarak Uluslararası Öneme Sahip Sulak Alanlar Hakkında Sözleşme hükümlerine paralel olarak; hazırlanmıştır.

Tanımlar

Madde 4 - Bu Yönetmelikte geçen,

Bakanlık: Çevre ve Orman Bakanlığını,

Genel Müdürlük: Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğünü,

Sözleşme: 3958 sayılı Kanunla uygun bulunup 17/5/1994 tarihli ve 21937 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan "Özellikle Su Kuşları Yaşama Ortamı Olarak Uluslararası Öneme Sahip Sulak Alanlar Hakkında Sözleşme (Ramsar Sözleşmesi)"yi,

Sulak Alan: Sözleşmenin amacı bakımından, alçak gelgitte derinliği altı metreyi aşmayan deniz suyu alanlarını da kapsamak üzere, doğal ya da yapay, sürekli ya da geçici, durgun ya da akar, tatlı, acı ya da tuzlu bütün sular ile bataklık, sazlık, ıslak çayır ve turbalıkları,

Uluslararası Öneme Sahip Sulak Alan: Sözleşmenin Taraflar Toplantısında kabul edilen "Uluslararası Öneme Sahip Sulak Alan Kriterleri"nden en az birine sahip olan alanları,

Ramsar Alanı; Sözleşmenin 2 nci maddesi gereğince,"Uluslararası Öneme Sahip Sulak Alanlar Listesi"ne dahil edilen sulak alanları,

Yapay Sulak Alan: İçme, kullanma ve sulama suyu temini ile elektrik üretimi amacıyla yapılan baraj ve gölet gibi su yapılarını,

Komisyon: Yönetmeliğin 27 nci maddesi ile teşkil edilen Ulusal Sulak Alan Komisyonunu,

Ekolojik Karakter: Bir sulak alanın fiziksel, kimyasal ve biyolojik bileşenlerinin yapısı ile bunların karşılıklı ilişkilerinden doğan özelliklerini,

Akılcı Kullanım: Sulak alanların ekolojik karakteri korunarak gelecek nesillerin ihtiyaçlarını da karşılayabilecek tarzda kullanılmasını,

Sulak Alan Yönetim Planı: Sulak alanların akılcı kullanımını sağlamak üzere koruma, kullanım, araştırma, izleme ve denetim gibi etkinliklerin ve tedbirlerin tümünü bütüncül bir yaklaşımla tanımlayan planları,

Yabancı Tür: Bir sulak alan ekosisteminde doğal olarak bulunmayan türü,

Turba: Oksijensiz ve suya doygun ortamlarda çökelerek birikmiş ve kısmen ayrışmış organik ve inorganik materyallerden oluşan karışımı,

Proses Artığı Çamur: Evsel ve endüstriyel atık su arıtma işlemleri sonucu tesislerden atık veya artık çamur olarak bırakılan malzemeyi,

Başvuru Formu: Bakanlığın veya Genel Müdürlüğün iznine tabi faaliyetler için Bakanlık tarafından geliştirilecek formlar ile bu Yönetmelik ekinde yer alan formları,

İzin Formu: Bakanlığın veya Genel Müdürlüğün iznine tabi faaliyetler için Bakanlık tarafından geliştirilecek formlar ile bu Yönetmelik ekinde yer alan formları,

Koruma Bölgeleri: Mutlak Koruma Bölgesi, Sulak Alan Bölgesi, Ekolojik Etkilenme Bölgesi ve Tampon Bölgenin kapsadığı alanı,

Mutlak Koruma Bölgesi: Koruma Bölgeleri içerisinde yer alan, su kuşlarının yoğun ve toplu olarak kuluçka yaptığı ve gecelediği alanlar; nadir ve nesli tehlikedeki kuş türlerinin önemli üreme bölgeleri ile nesli tehlikede veya dar yayılışlı sulak alana bağımlı doğal bitki türlerinin bulunduğu alanları,

Sulak Alan Bölgesi: Açık su yüzeyleri, lagünler, nehir ağızları, tuzlalar, geçici ve sürekli tatlı ve tuzlu su bataklıkları, sulak çayırlar, sazlıklar ve turbalıklar gibi habitatların oluşturduğu bölgeyi,

Ekolojik Etkilenme Bölgesi: Sulak alan ekosistemi ile ilişkili ve sistemi destekleyen deniz, kumul, kumsal, çalılık, ağaçlık, orman, çayır, mera ve çeltik alanları gibi habitatların oluşturduğu bölgeyi,

Tampon Bölge: Sulak alan havzasının coğrafi durumu, topografik özellikleri ve arazinin mevcut kullanım durumuna göre; sulak alan ekosistemini korumak maksadı ile ayrılan ve su toplama havza sınırını geçmemek ve sınırları varsa ekolojik etkilenme bölgesinden yoksa sulak alan bölgesinden itibaren 2500 metreden az olmamak üzere ayrılan bölgeyi,

ifade eder.

İKİNCİ BÖLÜM : Koruma, Kullanım İlkeleri ve Yasaklar

Koruma ilkeleri

Madde 5 - Sulak alanların korunmasında aşağıdaki ilkelere uyulması zorunludur.

a) Sulak alanların kirletilmemesi, doğal yapılarının ve ekolojik karakterlerinin korunması zorunludur. Her türlü arazi ve su kullanım planlamalarında, sulak alanların işlev ve değerlerinin korunması esastır.

b) Sulak alanlarda biyolojik çeşitliliğin korunması ve geliştirilmesi için gerekli tedbirler alınır.

c) Sulak alanların akılcı kullanımı ile uyumlu, korunmalarına ve geliştirilmelerine katkı sağlayacak faaliyetler desteklenir ve teşvik edilir.

d) Ekolojik karakteri bozulmuş sulak alanların rehabilitasyonu sağlanır.

e) Kurutulmuş sulak alanların teknik ve ekonomik olarak uygun olanlarının geri kazanımı için gerekli tedbirler alınır.

f) Ramsar Listesinde yer alsın veya almasın uygun sulak alanlarda su kuşları populasyonlarının arttırılması sağlanır.

Kurutma ve doldurma

Madde 6 - Sekiz hektardan daha büyük doğal sulak alanlar doldurulamaz ve kurutulamaz. Sekiz hektardan daha küçük doğal sulak alanların kurutulması ve doldurulması Bakanlığın iznine tabidir.

Su alımı

Madde 7 - Koruma bölgeleri içerisinden doğal sulak alanların ekolojik karakterini ve fonksiyonlarını olumsuz yönde etkileyecek ölçüde yerüstü ve yeraltı suyu alınamaz, sistemi besleyen akarsular ile diğer yüzey suların yönleri değiştirilemez veya sistemde su depolanamaz. Sulak alanlardaki su rejimini etkileyebilecek her türlü faaliyet için planlama aşamasında Bakanlığın uygun görüşü alınır.

Kum alımı

Madde 8 - Koruma bölgelerinden Bakanlığın uygun görüşü alınmadan kum ve çakıl alınamaz. Kumulların doğal yapıları bozulamaz.

Turba çıkarılması

Madde 9 - Koruma bölgelerinde turba çıkarmak isteyen gerçek ve tüzel kişiler verilen "Başvuru Formu" ile Bakanlığa başvurur (Ek-3). Bakanlığın uygun görmesi halinde "Turba Çıkarımı İzin Belgesi" düzenlenerek (Ek-4) izin verilir.

Saz kesimi

Madde 10 - Koruma bölgelerinde, kuşların kuluçka alanlarını bozmamak kaydıyla, her yıl Ekim, Kasım ve Aralık ayları içerisinde, kara tarafından su kesimine doğru ve bütün saz alanının %30'unu geçmeyecek şekilde saz kesimi yapılabilir. Koruma bölgelerinde saz ve diğer bitki türlerinin yakılması, sazların sökülmesi ve tahrip edilmesi yasaktır.

Saz kesmek isteyen gerçek ve tüzel kişiler; Bakanlığa başvurur. Saz kesimi başvuru formunu doldurur (Ek-5). Bakanlığın uygun görmesi halinde her bir sulak alan için, saz kesilecek alanlara ve kesilecek saz miktarına, yukarıda belirtilen esaslara uyulması kaydıyla "Saz Kesimi İzin Belgesi" ile (Ek-6) izin verilir.

Kesilen sazları alandan çıkarmak isteyen gerçek ve tüzel kişiler Bakanlığa başvurur. "Saz Nakil Formu"nu doldurur (Ek-7). Bakanlıkça yapılacak değerlendirme sonucunda başvuru sahibine "Saz Nakil İzin Belgesi" (Ek-8) verilir.

Saz kesim ve nakil belgesi olmayan gerçek ve tüzel kişiler saz kesimi ve naklini yapamazlar.

Yabani bitki ve hayvan türlerinin toplanması

Madde 11 - Bu Yönetmelik kapsamına giren alanlarda Bakanlığın uygun görüşü alınmadan; nadir, endemik, nesli tehlikede veya tehlikeye düşebilecek doğal bitki türleri kesilemez ve sökülemez, yabani hayvanlar, yumurtaları ve yavruları toplanamaz, yuvaları bozulamaz.

Yabancıların yapacağı her türlü inceleme ve araştırmalar Bakanlığın iznine tabidir. Yerli araştırmacılar Bakanlığa bilgi vermek kaydıyla araştırma yapabilirler.

Yabancı türler

Madde 12 - Doğal sulak alanlara, hangi amaçla olursa olsun, bilimsel araştırma yapılmadan ve Bakanlığın uygun görüşü alınmadan yabancı türler atılamaz, bırakılamaz.

Geçmişte atılmış ve bilimsel araştırmalar sonucunda sulak alan ekosisteminde ciddi olumsuzluklar yarattığı tespit edilen yabancı türlerin alandan uzaklaştırılması, bu mümkün olmuyorsa populasyonlarının kontrol edilmesi ilgili Bakanlıklarca sağlanır.

Ağaçlandırma

Madde 13 - Bu Yönetmelik kapsamına giren alanlarda, kuşların barınması ve üremesi için yeni habitatlar oluşturmak ve erozyonu önlemek gibi amaçlarla yapılabilecek ağaçlandırmalar Genel Müdürlük iznine tabidir.

Atık su deşarjı

Madde 14 - Sulak alanlara ve sulak alanları besleyen tüm sulara veya sisteme bağlantılı kuru derelere hiçbir surette arıtılmamış evsel ve endüstriyel atık sular verilemez.

Atık su deşarjı ile ilgili olarak, 31/12/2004 tarihli ve 25687 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan "Su Kirliliği Kontrolü Yönetmeliği", su ürünleri istihsal sahalarında ise 10/3/1995 tarihli ve 22223 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan "Su Ürünleri Yönetmeliği" hükümleri uygulanır.

Çöp, moloz, hafriyat, dip tarama ve proses atığı çamurları

Madde 15 - Bu Yönetmelik kapsamına giren alanlara çöp, moloz, hafriyat, dip tarama ve proses artığı çamurları dökülemez.

Genel Müdürlüğün uygun görüşü alınmadan dip taraması yapılamaz ve dip çamuru çıkarılamaz.

Yapay sulak alanların kullanımı

Madde 16 - Uluslararası öneme sahip yapay sulak alanlar, yaban hayatı varlığına özen gösterilerek yapım amacına uygun olarak kullanılır.

ÜÇÜNCÜ BÖLÜM : Koruma Bölgelerinin Tespiti ve Uygulama Esasları

Koruma bölgelerinin tespiti ve ilanı

Madde 17 - Sulak Alanlara ait mutlak koruma bölgeleri, sulak alan bölgeleri, ekolojik etkilenme bölgeleri ve tampon bölgeler Bakanlığın koordinasyonunda Komisyon tarafından belirlenecek kurum ve kuruluşların uzmanlarınca arazide yapılan inceleme ve değerlendirmelerle tespit edilir. Koruma bölgeleri sınırları 1/25.000 ölçekli topoğrafik haritalar üzerinde gösterilir ve Komisyonun görüşüne sunulur. Komisyonun uygun görüşü alındıktan sonra Bakanlıkça onaylanır, ilgili bakanlık ve valiliklere bildirilir.

Mutlak koruma bölgesinde uygulama esasları

Madde 18 - Bu bölgede;

a) Bilimsel ve koruma amaçlı faaliyetler ile kuşların üreme döneminde kuş gözlemi ve görüntü alınması Bakanlığın iznine tabidir.

b) Kuşların üreme döneminde alanda su ürünleri istihsali yapılamaz, hayvan otlatılamaz.

c) Bakanlıkça gerekli görüldüğünde alan çitle çevrilir.

Yukarıda belirtilenlerin dışında hiçbir faaliyete izin verilemez.

Sulak alan bölgesinde uygulama esasları

Madde 19 - Bu bölgede;

a) Mevcut arazi kullanımı dışında yeni tarımsal alanlar açılamaz, mevcut tarım arazilerinde suni gübre ve tarım ilaçları kullanılamaz.

b) Ağaç kesimi yapılamaz.

c) Kuş gözlem kuleleri, gözlemevleri, seyir amaçlı yaya yolları, Genel Müdürlük izni ile yapılır.

d) İçme, kullanma ve sulama suyu projelerine ait zorunlu tesisler, Genel Müdürlük izni ile yapılır.

e) Madensel tuzların çıkarılması, su ürünleri istihsali ve bunlara ait zorunlu tesisler Genel Müdürlük izni ile yapılır.

f) Bu Yönetmeliğin 9 uncu ve 10 uncu maddelerinde tanımlanan usul ve esaslar çerçevesinde turba çıkarımı ve saz kesimi yapılır.

g) Hayvan otlatılmasına izin verilebilir.

Yukarıda belirtilenlerin dışında hiçbir faaliyete ve yapılaşmaya izin verilmez.

Ekolojik etkilenme bölgesinde uygulama esasları

Madde 20 - Bu bölgede;

a) Alanın ekolojik karakterinin korunması esastır.

b) Mevcut arazi kullanımı dışında yeni tarımsal alanlar açılması yasaktır.

c) 19 uncu maddede belirtilen faaliyetlere ilave olarak, günü birlik kullanım amacıyla lokanta, büfe, çay bahçesi, plaj kabini, gezi parkurları, kuş gözlem kuleleri, balıkçı tekneleri için iskele, yürüyüş yolları inşa edilebilir. Bu madde kapsamında planlanan projelere, alanların ekolojik yapılarına göre Genel Müdürlükçe izin verilir.

d) Bu alanda ekolojik karakteri bozacak şekilde ağaç kesimi yapılamaz.

Yukarıda belirtilenlerin dışında hiçbir faaliyete ve yapılaşmaya izin verilmez.

Tampon bölgede uygulama esasları

Madde 21 - Bu bölgede;

a) Katı atık düzenli depolama alanına, katı atık bertaraf tesislerine, bu Yönetmelikle izin verilenlerin dışında maden ocaklarının açılmasına ve işletilmesine, endüstri bölgesi ilan edilmesine, organize sanayi bölgesi ve serbest bölge sanayi alanı kurulmasına ve Ek-1'de belirtilen faaliyetlerin yapılmasına izin verilemez.

b) Ek-2 de belirtilen faaliyetlerin yapımı Genel Müdürlüğün iznine tabidir. Bu listede yer alan faaliyetler için Bakanlıkça belirlenecek başvuru formu çerçevesinde, Bakanlığa müracaat edilir, müracaatın uygun görülmesi halinde başvuru sahibine izin belgesi verilir.

c) Coğrafik, topoğrafik ve zemin koşulları nedeniyle yerleşim ve kentsel gelişimi zorunlu olarak bu bölgede kalan ve Ulusal Sulak Alan Komisyonunca uygun görülen il merkezlerinin sınırları içerisindeki sulak alanlar için 26 ncı maddede belirtilen yönetim planları ile özel hükümler getirilebilir.

Koruma bölgeleri uyum esasları

Madde 22 - Yönetim planı tamamlanan sulak alanın bulunduğu bölgede çevre düzeni planı olmaması halinde, çevre düzeni planları yönetim planlarına uygun olarak yapılır. Mevcut olan çevre düzeni planları yönetim planına uygun olarak revize edilir. Yönetim planları yapılmayan sulak alanlarda ise 17 nci maddede belirtilen koruma bölgeleri sınırları, çevre düzeni planlarına işlenir.

İçme ve kullanma suyu rezervuarları

Madde 23 - İçme ve kullanma suyu rezervuarlarında Su Kirliliği Kontrolü Yönetmeliği hükümleri uygulanır.

DÖRDÜNCÜ BÖLÜM : Ramsar Alanlarının İlanı ve Yönetim Planları

Ramsar alanlarının belirlenmesi

Madde 24 - Uluslararası öneme sahip Sulak Alanlardan Ramsar Listesine dahil edilecek alanlar Komisyon tarafından belirlenir.

Ramsar alanlarının sınırlarının tespiti ve ilanı

Madde 25 - Ramsar alanlarının sınırları Komisyon tarafından belirlenecek kurum ve kuruluşların uzmanlarınca arazide yapılan inceleme ve değerlendirmelerle tespit edilir. Ramsar sınırları 1/25.000 ölçekli haritalar üzerinde gösterilir ve Komisyonun görüşüne sunulur. Komisyonun uygun görüş alındıktan sonra Bakanlıkça onaylanır ve Resmî Gazete'de yayımlanır.

Yönetim planlarının hazırlanması ve uygulanması

Madde 26 - Bakanlıkça, "Ramsar Sözleşmesi Sulak Alan Yönetim Planı Rehberi" esas alınarak, uluslararası öneme sahip her bir sulak alan için yönetim planı yapılır veya yaptırılır.

Yönetim planlarının hazırlanması sürecine, ilgili bakanlıkların, valiliklerin, yerel yönetimlerin, gönüllü kuruluşların ve bilim adamlarının katılımı sağlanır.

Yönetim planları ile kara avcılığı ve su ürünleri avcılığına ilişkin özel düzenlemeler yapılabilir.

Yönetim planları, Komisyonun görüşü alınarak Bakanlığın onayını takiben yürürlüğe girer. Uygulamadan sorumlu kurum ve kuruluşlar ile gerçek ve tüzel kişiler bu plan hükümlerine uygun işlem yapmakla yükümlüdürler.

Valilikler; mahalli çevre kurulları ve yerel sulak alan komisyonları vasıtasıyla yönetim planlarının uygulanmasını, sürekli ve etkin bir izlemenin yapılmasını sağlamak için gerekli tedbirleri alır ve düzenlemeleri yapar.

BEŞİNCİ BÖLÜM : Ulusal Sulak Alan Komisyonu, Görevleri, Çalışma Usul ve Esasları

Ulusal sulak alan komisyonun oluşumu

Madde 27 - Komisyon, Bakanlık Müşteşarının ve/veya Müşteşar Yardımcısının başkanlığında, Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürü, Tarım ve Köyişleri Bakanlığı Koruma ve Kontrol Genel Müdürü, Devlet Su İşleri Genel Müdürü, Kültür ve Turizm Bakanlığı Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürü, Özel Çevre Koruma Kurumu Başkanı, yüksek öğretim kurumlarının biyoloji ve ziraat bilim dallarından, aynı daldan olmamak koşuluyla iki, sulak alanlar konusunda faaliyet gösteren sivil toplum kuruluşlarından iki olmak üzere toplam 10 kişiden oluşur.

Komisyonda yer alacak yüksek öğretim kurum ve sivil toplum kuruluş üyeleri Bakanlıkça belirlenir ve 3 (üç) yılda bir yenilenir.

Komisyonun sekreterya hizmetleri Genel Müdürlükçe yürütülür.

Komisyonun görevleri

Madde 28 - Komisyonun görevleri şunlardır:

a) Ulusal Sulak Alan politika ve stratejilerini belirlemek,

b) Sözleşmenin taraflar konferansında alınan kararların ve önerilerin uygulanmasını sağlamak,

c) Sulak alanlarla ilgili sorunların çözümüne yönelik kararlar almak ve uygulanmasını sağlamak,

d) Uzmanlarca tespit edilen sulak alan koruma bölgeleri ve Ramsar alanları hakkında Bakanlığa görüş vermek,

e) Sulak alan yönetim planlarının uygulanmasından doğan sorunların çözümü için kararlar almak,

f) Sulak alanlara bağımlı nadir ve nesli tehlikede olan türlerin korunması ve geliştirilmesi için hazırlanan eylem planlarının uygulanmasından doğan sorunların çözümü için karar almak,

g) Sulak alanların yurt içinde ve yurt dışında tanıtılmasına yönelik faaliyetleri desteklemek,

h) Bu Yönetmelikle verilen diğer görevleri yapmak.

Komisyonun çalışma usul ve esasları

Madde 29 - Komisyon yılda en az iki defa toplanır. Komisyon başkanı gerekli gördüğünde veya ilgili bakanlıkların talebi üzerine Komisyonu olağanüstü toplantıya çağırabilir.

Komisyonda oy çokluğu ile karar alınır. Komisyon Başkanı uygun gördüğü kamu kurum ve kuruluşları ile üniversiteler ve sivil toplum kuruluşlarının yetkili temsilcilerini, gündemle ilgili görüşlerini almak üzere gözlemci olarak Komisyon toplantısına davet edebilir. Komisyona gözlemci olarak davet edilecek temsilciler davet edildikleri gündem maddesine ilişkin oylamaya katılırlar.

Komisyon, gündemindeki konularda hazırlık yapmak amacıyla ilgili kuruluşlardan oluşan bir çalışma grubu teşkil edebilir.

Toplantı gündemi

Madde 30 - Komisyonun toplantı gündemi sekreterya tarafından hazırlanır. Komisyon üyeleri komisyon toplantısından en az 20 gün önce toplantı gündemi ile ilgili teklifte bulunabilir.

Gündem konuları toplantı tarihinden en az on beş gün önce üyelere gönderilir.

ALTINCI BÖLÜM : Yerel Sulak Alan Komisyonu, Görevleri, Çalışma Usul ve Esasları

Yerel sulak alan komisyonunun oluşumu

Madde 31 - Yönetim Planı hazırlanan ve hazırlanma sürecinde olan uluslararası öneme sahip sulak alanların bulunduğu illerde "Yerel Sulak Alan Komisyonu" kurulur.

Komisyon il valisi veya valinin görevlendireceği vali yardımcısı başkanlığında, Ulusal Sulak Alan Komisyonunun üyesi kurumların bölge veya il müdürleri, sulak alanın bulunduğu ilçenin kaymakamı, il ziraat odası başkanı varsa su ürünleri kooperatiflerinden bir, avcılık ve atıcılık derneklerinden bir, yerel üniversitenin biyoloji ve ziraat bilim dallarından, aynı daldan olmamak koşuluyla iki, sulak alanlar konusunda faaliyet gösteren yerel sivil toplum kuruluşlarından bir temsilcinin katılımı ile oluşur.

Komisyonun sekreterya hizmetleri İl Çevre ve Orman Müdürlüğünce yürütülür.

Yerel sulak alan komisyonunun görevleri

Madde 32 - Komisyon bulunduğu il dahilinde aşağıda belirtilen işleri yapar.

a) Ulusal Sulak Alan Komisyonu tarafından alınan kararların uygulanmasını sağlamak.

b) Ulusal Sulak Alan politika ve stratejilerinin uygulanmasını sağlamak.

c) Sulak Alan Koruma Bölgeleri esaslarının uygulanmasını sağlamak.

d) Yönetim planının hazırlanma sürecinde gerekli destek ve katkıyı vermek.

e) Sulak Alan yönetim planlarının uygulanmasını sağlamak.

f) Sulak alanlara bağımlı nadir ve nesli tehlikede olan türlerin korunması ve geliştirilmesi için hazırlanan eylem planlarının uygulanmasını sağlamak.

g) Sulak alanların yurt içinde ve yurt dışında tanıtılmasına yönelik faaliyetleri desteklemek.

h) Bulunduğu il sınırları içerisindeki diğer sulak alanların korunması ile ilgili çalışmalara destek vermek.

ı) Toplantı kararlarını Ulusal Sulak Alan Komisyonuna sunulmak üzere Bakanlığa bildirmek.

Komisyon başkanı, gerekli gördüğünde veya Komisyon üyelerinin talebi üzerine diğer kamu kurumlarının, meslek odalarının yetkili temsilcilerini veya ilgili görülen kişileri gündemle ilgili görüşlerini almak üzere Komisyon toplantısına davet edebilir.

Yerel sulak alan komisyonunun çalışma usul ve esasları

Madde 33 - Yerel Sulak Alan Komisyonu yılda en az üç defa toplanır. Komisyon başkanı gerekli gördüğünde veya Komisyon üyelerinin talebi üzerine olağanüstü toplantıya çağırabilir.

Komisyon salt çoğunlukla toplanır ve oy çokluğu ile karar alır.

Komisyona üye olarak katılan üniversite ve sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri birer oy hakkına sahiptir. Ayrıca, komisyona gözlemci davet edilecek kurum veya kuruluşlar davet edildikleri gündem maddesine ilişkin oylamaya katılırlar.

Komisyon, gündemindeki konularda hazırlık yapmak amacıyla ilgili kuruluşlardan oluşan bir çalışma grubu teşkil edebilir.

Toplantı gündemi

Madde 34 - Komisyonun toplantı gündemi sekreterya tarafından hazırlanır. Komisyon üyeleri Komisyon toplantısından en az 20 gün önce toplantı gündemi ile ilgili teklifte bulunabilir.

Gündem konuları toplantı tarihinden en az on beş gün önce üyelere gönderilir.

YEDİNCİ BÖLÜM : Çeşitli ve Son Hükümler

İdari yaptırımlar

Madde 35 - Uygulamadan sorumlu kurum ve kuruluşlar ile gerçek ve tüzel kişiler, sulak alanların korunmasında bu Yönetmelik ve Yönetmelik uyarınca hazırlanan yönetim planları ile belirlenen esaslara uygun işlem yapmakla yükümlüdürler.

Bu Yönetmelik hükümlerine aykırı hareket edenler hakkında 2872 sayılı Çevre Kanununun ilgili maddeleri uygulanır.

Yönetmelikte hüküm bulunmayan haller

Madde 36 - Bu Yönetmelikte hüküm bulunmayan hallerde 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu, 4915 sayılı Kara Avcılığı Kanunu, 2873 sayılı Milli Parklar Kanunu ile 1380 sayılı Su Ürünleri Kanunu hükümleri uygulanır.

Yürürlükten kaldırılan yönetmelik

Madde 37 - 30/1/2002 tarihli ve 24656 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Sulak Alanların Korunması Yönetmeliği yürürlükten kaldırılmıştır.

Geçici Madde - Bu Yönetmeliğin yayımı tarihinden önce faaliyete geçmiş olan işletmeler, 31/12/2006 tarihine kadar Bakanlıkça istenilen şartları yerine getirmeleri kaydıyla faaliyetlerine devam ederler.

Yürürlük

Madde 38 - Bu Yönetmelik yayımı tarihinde yürürlüğe girer.

Yürütme

Madde 39 - Bu Yönetmelik hükümlerini Çevre ve Orman Bakanı yürütür.

Gönderen Onur G. HİTİT, Cumartesi, 02 Ocak 2010 02:18 Yorumlar(0), Hepsini Oku
Ülkemizden Yerel Sucul Haberler
Fırat Nehri'nde servet yatıyor
 



Çeşitli endemik bitki ve hayvan türleri açısından zengin olan Fırat Havzası, bu özelliğinin de henüz tam olarak keşfedilmemiş olması nedeniyle hala bakirliğini koruyor.

Fırat Nehri'nde yaşayan başta şabut ve yılan balığının yanı sıra birçok türün, Amerika'dan İsrail'e kadar geniş bir pazardan talep görebileceği bildirildi.

Harran Üniversitesi Bozova Meslek Yüksekokulu (MYO) Müdürü Yrd. Doç. Dr. Erdinç Şahinöz, AA muhabirine yaptığı açıklamada, su ürünleri bölümünde şabut balığıyla birlikte, Fırat Nehri'nde yaşayan birçok balık türüyle ilgili araştırmalarının devam ettiğini söyledi.

Fırat Nehri üzerinde yapılandırılan barajların büyük su kütleleri oluşturduğunu aktaran Şahinöz, böylece nehir ekosisteminden göl ekosistemine geçildiğini, bunun da daha önce nehir ekosistemine alışık olan balık türleri için olumsuz bir durum oluşturduğunu belirtti.

Daha önce nehir ekosistemi içinde yaşamını sürdüren birçok balığın artık günümüzde gözlemlenmediğini ve bu nedenle Fırat Havzası'nda risk altında olduğunu düşündükleri şabut balığı, yine bu bölgeye has endemik bir tür olan yılan balığı yanı sıra farklı balık türleri üzerinde araştırmalar yaptıklarını bildiren Şahinöz, şöyle konuştu:

“Bu türlerin geçtiğimiz süreç içerisinde gen kaynaklarının korunması adına öncelikli olarak spermalarının dondurulması üzerine yürüttüğümüz çalışmalarda, büyük oranda başarı sağlandı ve biz bunları uluslararası alanda literatüre dahil ettik. Araştırmalarımızın yayımlanmasının ardından, gerek şabut balığıyla gerekse diğer türlerle ilgili olumlu talepler gelmeye başladı.

Şabut balığının Yahudiler tarafından kutsal kabul edilmesi, Talmut'ta isminin zikredilmesi şabut balığına ilgiyi biraz daha artırıyor. 2007 yılında ABD ve İsrail'den bir grup bizleri ziyaret etmek ve bu konuda ayrıntılı bilgi almak istediklerini ifade ettiler. 2007 yılının temmuz ayında ziyaretimize gelen gruba şabut balığıyla ilgili yürütmüş olduğumuz çalışmalarla ilgili bilgi verdik.”

BU BALIK TÜRLERİ ÇOK CİDDİ İHRACAT KALEMİ OLABİLİR

Yapay koşullarda şabut balığının üretilmesinin yanı sıra bu balığın daha kısa sürede pazar boyutuna getirilmesi halinde ekonomik değer ifade edeceğini vurgulayan Şahinöz, “Doğadan tutmuş olduğumuz balığın pazarlanması, balığın ciddi manada risk altına girmesi demektir. Zaten nadir görülen bir balıktır” diye konuştu.

Konuyla ilgili Ankara Üniversitesi Ziraat Fakültesinden Prof. Dr. Hasan Atar, Harran Üniversitesi Veteriner Fakültesi Öğretim Üyesi Faruk Aral ve Zafer Doğu ile birlikte şabut balığı yetiştiriciliği üzerine yürüttükleri araştırmaların halen devam ettiğini bildiren Şahinöz, şunları kaydetti:

“Bu çalışmalarımızın başarıyla neticelenmesi halinde ülkenin çok ciddi bir ihracat kalemi olacağını düşünmekteyiz. Çünkü alternatifi yok, balık sadece sizin elinizde Fırat Havzası'nda bulunuyor. Yetiştirdiğiniz balığın tek üreticisi, arz edeni siz olacaksınız ülke olarak. Bu konuda talep oldukça geniş bir yelpazeden geliyor, İsrail'den tutun Amerika'ya kadar dünyanın her tarafındaki bu dine mensup insanların talep edebilecekleri bir ürün olması nedeniyle önem arz ediyor.”

YILAN BALIĞININ EKONOMİK DEĞERİ ÇOK YÜKSEK

Şabut balığının dışında yılan balığının da ekonomik anlamda çok ciddi değerinin bulunduğunu, bölgede de yetişen bu türün, Brezilya'dan, Amerika'ya kadar geniş bir pazarda çok yüksek meblağlarla ihraç edildiğine dikkati çeken Şahinöz, yılan balığının etinin afrodizyak etkisinden dolayı talep gördüğünü dile getirdi.

KAYNAK: www.hurriyet.com.tr

Gönderen Onur G. HİTİT, Cuma, 25 Aralık 2009 16:49 Yorumlar(0), Hepsini Oku
Ülkemizden Yerel Sucul Haberler
Balıkları topla topla bitmiyor
 



Gümüş balıklarının artık görülmediği Mogan Gölü'nde yavru sazan balıklarının öldüğü gözlendi. Su yüzüne çıkan ölü balıklar görevliler tarafından ütek tek toplanıyor.

GÖLBAŞI'ndaki Mogan Gölü'nde binlercesi su yüzüne çıkan ve karaya vuran ölü balıklar günlerdir toplamakla bitirilemiyor. Mogan Gölü'nde daha önceki yıla nispeten azalmasına rağmen balık ölümlerinin devam etmesi, çevrecilerin endişelerinin devam etmesine neden oluyor. Ölü balıklar her gün su yüzeyinden kayıklarla ve karaya vuranlar ise kıyıdan toplanıyor.

Göle pis su bırakılıyor

Gümüş balıklarının artık görülmediği Mogan Gölü'nde yavru sazan balıklarının öldüğü gözlendi. Göl kayısında ince şeffaf bir yağ tabakasının görülmesi, yeni endişeleri de beraberinde getirdi. Gölde ölü balık toplayan görevliler, kıyıdaki şeffaf yağ tabakasının sivrisinek kalıntılarından meydana geldiğini belirtirken, kimileri ise “Göle bir yerlerden pis su bırakılıyor” iddiasında bulundu.

Çevre ve Orman Bakanlığı “Mevsimsel” demişti

DAHA önce Çevre ve Orman Bakanlığı'ndan yapılan açıklamada, mevsim geçişlerinde Mogan ve Eymir göllerinde yaygın balık ölümleri görülebildiği bildirilmişti. Bakanlıktan yapılan açıklamada gölde 23 Ekim'de başlayan kitlesel balık ölümleri ile ilgili çalışmaların sürdüğüne işaret edilmişti.

KAYNAK: www.hurriyet.com.tr

Gönderen Onur G. HİTİT, Cuma, 25 Aralık 2009 01:06 Yorumlar(0), Hepsini Oku
Ülkemizden Yerel Sucul Haberler
Meke Gölü, yok olmak üzere!
 

Meke Gölü, yok olmak üzere!

İsmail AKKAYA- Mehmet OKUYUCU/KARAPINAR (Konya), (DHA) 20 Eylül 2009

KONYA’nın Karapınar İlçesi’nde bulunan ve ‘dünyanın nazar boncuğu’ olarak bilinen Meke Gölü, haritadan silinme noktasına geldi.

Selçuk Üniversitesi Mühendislik Mimarlık Fakültesi Jeoloji Mühendisliği Bölümü öğretim üyesi Yrd. Doç. Dr. Fettullah Arık, Karapınar’a bu yılın ilk 8 ayında metrekareye 273 kilogram yağış düştüğünü ama buna rağmen Meke Gölü’nün tamamen kuruduğunu söyledi.

Yrd. Doç. Dr. Fettullah Arık, kreter göl olan Meke Gölü’nün kurumasının nedenleri arasında bilinçsiz tarımsal sulumanın da yer aldığını belirterek şunları söyledi:
“Volkanik bir yapıya sahip olan Meke Gölü, geçmiş yıllarda su ile doluydu. Tuzlu suya sahip olması nedeniyle de Meke Tuzlası olarak da adlandırılır. Bilindiği gibi son yıllarda ülkemizde kuraklık yaşanmaktadır. Bununla birlikte Konya Ovası’nda yeraltı suyu aşırı derecede kullanıldığından yeraltındaki su çekildi. Gölün yüzeyindeki su da buharlaştığından, sürekli su kaybı söz konusu oldu. Sonuç olarak son 10 yıllık süreçte yaklaşık 1.5 metre derinliğe sahip olan göldeki su seviyesi şuan sıfırlanmış durumdadır.”

Yrd. Doç. Dr. Fettullah Arık, Meke Gölü’nün kaderinin yağışlara bağlı olduğunu belirterek, “Bu yıl yağan yağmur bizleri umutlandırdı. Ama bu yağış miktarı yeterli değil. Önümüzdeki 5- 10 yıl içinde de aynı düzeyde yağış düşmesi gerekir” dedi. Ayrıca Meke Gölü’nün yok olmaması için, yeraltı suyundan yapılan tarımsal sulamanın kontrol altına alınması ve gerekirse yeraltı suyundan o bölgede sulama yapılmasına izin verilmemesini isteyen Yrd. Doç. Dr. Fettullah Arık, “Bunun dışında dışardan su takviyesi yapılması lazım. Bu Mavi Tünel ile sağlanabilir” diye konuştu.







KAYNAK: www.hurriyet.com.tr

Gönderen Onur G. HİTİT, Pazar, 20 Eylül 2009 09:21 Yorumlar(0), Hepsini Oku
Ülkemizden Yerel Sucul Haberler
Çanakkale’de zehirli denizanası alarmı
 

Çanakkale’de zehirli denizanası alarmı

İzmit Körfezi'nde ve Çanakkale'de görülen zehirli denizanaları herkesi endişelendirdi. "İstanbul'a da ulaşır mı" sorusu ilerleyen günlerde cevabını bulacak.

Renkleri kırmızı ve mor olan denizanları bilindikten çok farklı ve çok büyük. Uzmanlar en ufak bir temas halinde hekime başvurulmasını öneriyor.

Çanakkale sahillerini zehirli bir tür olan ‘chrysaora mediterranea’ cinsi denizanaları bastı. Balıkçılar, Çanakkale kıyılarında bu tür denizanalarından yüzlerce tespit ettiklerini söyledi. Bir denizanası da incelenmek üzere Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi (ÇOMÜ) Su Ürünleri Fakültesi’ne teslim edildi.

ÇOMÜ Su Ürünleri Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mustafa Alpaslan, kahverengi renkli ve uzunluğu 2.5 metreyi bulan şirin görünümlü ‘chrysaora mediterranea’ türü zehirli denizanalarının özelikle hipertansiyon hastalarını tehdit ettiğini söyledi. Chrysaora mediterranea’nın uzun tenteküllere sahip olduğunu aktaran Prof. Dr. Alpaslan, “Bu tür oldukça zehirlidir. Özellikle bahar aylarında başlayıp, yaz periyodunu izleyerek, eylül ayına kadar bu türün geçişi devam ediyor. Bu türe karşı dikkat edilmesi gereken en önemli nokta, vücudumuzu, hiç bir tenteküllerine ve başka bir tarafına değdirmemek. Bu denizanasının hangi bir şekilde ölüsü ile dahi temas edildiğinde, bölgenin sirke ya da amonyak ile temizlenmesi gerekir. Bu tür denizanası ile temas durumunda, kesinlikle tatlı su ile vücudun temas edilen bölgesi yıkanmamalı. Eğer tatlı su ile yıkarsak, knidoblast dediğimiz zehirli hücrelerin kapsüllerini patlatırız. Daha fazla zehrin vücuda yayılmasına sebep oluruz. Her durumda, kişi gerekli müdahale için en yakın sağlık merkezine gitmeli. Kendi yaptığı tedaviye güvenmemeli” diye konuştu.

Prof. Dr. Alpaslan, ‘chrysaora mediterranea’nın yanı sıra ‘maviş’ diye adlandırılan şirin görünümlü ‘rhizostoma pulma’nın da oldukça tehlikeli bir denizanası türü olduğunu vurgularken, “Vatandaşlar, Çanakkale plajlarında denize girerken, kahverengi ve mavi renkli bu şirin denizanalarından uzak durmalı, kesinlikle dokunmamalı. Ölü denizanalarının organizmasında dahi zehirin etkisi sürmektedir” dedi.







KAYNAK: http://www.hurriyet.com.tr/gundem/11533111.asp?gid=229

Gönderen Onur G. HİTİT, Salı, 28 Nisan 2009 18:24 Yorumlar(0), Hepsini Oku
Ülkemizden Yerel Sucul Haberler
Nasıl oldu da unuttuk? (Dünya Sulak Alanlar Günü)
 

Alıntı:
BAKAN EROĞLU’DAN 2 ŞUBAT DÜNYA SULAK ALANLAR GÜNÜ MESAJI…


Çevre ve Orman Bakanı Prof. Dr. Veysel EROĞLU, 2 Şubat Dünya Sulak Alanlar Günü dolayısıyla bir mesaj yayınlayarak, “Suyumuzun korunması ve gelecek nesillere aktarılması için her kesimden sulak alanların korunması konusunda en yüksek hassasiyeti göstermelerini bekliyoruz” dedi.

Bakan Eroğlu’nun mesajı şöyle;

“2 Şubat 1971 yılında imzaya açılan Sulak Alanların Korunması Sözleşmesi’nin (Ramsar Sözleşmesi) imzaya açıldığı gün tüm dünyada “Dünya Sulak Alanlar Günü” olarak kutlanmaktadır.
Sulak alanlar, yüzbinlerce yıllık doğal süreçler sonucu meydana gelmiş ve ortama karakterize olmuş zengin bitki ve hayvan türleri ile yoğun organizma koleksiyonuna sahip yeryüzünün en önemli genetik rezervuarlarıdır. Bulundukları bölgenin su rejimini düzenlemesi ve iklimini stabilize etmesinin yanısıra, başta balıkçılık olmak üzere, tarım, hayvancılık, saz kesimi, turba çıkarılması ve rekreasyonel faaliyetlere sağladığı imkanlar sebebiyle yüksek bir ekonomik değere sahiptir.
Ülkemizde toplam alanı 1 milyon hektarı aşan 500’den fazla sulak alan bulunmaktadır.Uluslararası kriterler dikkate alınarak Bakanlığımızca şu ana kadar yapılan değerlendirmeler neticesinde, bu alanların 135’inin uluslararası önemde sulak alan olduğu tespit edilmiştir.
Sulak alanların korunması ve akılcı kullanımını sağlamak üzere geliştirilen ve 1971 yılında İran’ın Ramsar kentinde imzaya açılan Ramsar Sözleşmesine ülkemiz 1994 yılında taraf olmuş ve bu güne kadar 12 sulak alanını (Sultan Sazlığı, Seyfe Gölü, Burdur Gölü, Manyas (Kuş) Gölü ve Göksu Deltası, Akyatan Lagünü, Kızılırmak Deltası, Uluabat Gölü ve Gediz Deltası, Yumurtalık Lagünü, Meke Gölü ve Kızören Obruğu) Sözleşme Listesine dahil ettirmiştir.
Ramsar Sözleşmesi ile Türkiye, başta Sözleşme Listesine dahil ettirdiği bu 12 alan olmak üzere, sınırları içerisindeki tüm sulak alanları korumayı, geliştirmeyi ve akılcı kullanmayı uluslararası düzeyde taahhüt etmiştir.
Sulak alanların korunması, Bakanlığımızın kuruluşundan bu yana öncelikli konularından biri olmuş, teknik, idari ve yasal anlamda önemli çalışmalar yapılmıştır.
Ramsar Sözleşmesinin uygulanması amacıyla çıkarılan Sulak Alanların Korunması Yönetmeliği yanında Çevre Kanunu ile sulak alanların korunmasına yönelik çok önemli hükümler getirilmiştir.
Bir başka çalışma ise, ülkemizdeki sulak alanların uygun bir şekilde yönetilmelerini sağlamak için Bakanlığımız koordinasyonunda başlatılan sulak alan yönetim planları çalışmalarıdır.
Bu çalışmalar çerçevesinde hazırlanan Kuş (Manyas) ve Uluabat Gölleri, Göksu Deltası, Gediz ve Kızılırmak Deltaları, Yumurtalık Lagünü, Akşehir-Eber Gölleri, Burdur Gölü, Sultan Sazlığı, İğneada Longozu, Gölbaşı (Adıyaman) Gölleri, Eğirdir Gölü, Ereğli Sazlıkları, Bafa Gölü, Beyşehir Gölü, yönetim planlarının uygulamaları devam etmektedir. 2008 yılı sonu itibarı ile Seyfe Gölü, Karakuyu Sazlıkları, Akyatan ve Tuzla Lagünleri, Gökgöl ve Işıklı Gölü olmak üzere 4 alanımızda yatırım bütçesinden ihaleleri sonuçlandırılmış olup çalışmalar başlatılmıştır. Bunların dışında 3 alanımızda ise planlama çalışmaları 2009 yılında başlatılacaktır.
Sulak alanların korunması ve akılcı kullanımının sağlanması Ramsar Sözleşmesinin ve buna bağlı olarak çıkarılan Sulak Alanların Korunması Yönetmeliğinin uygulanmasından sorumlu olan Bakanlığımız, Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü sorumluluğundadır.
Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü, sulak alanların önemi konusunda bir takım bilinçlendirme çalışmaları da yürütmektedir. Her yıl Ramsar Büro tarafından hazırlanan ve bu konuya yönelik materyaller ülkemize uygun hale getirilerek dağıtılmaları sağlanmaktadır. Ayrıca 2008 yılında başlatılan “Sulak Alanların İzlenmesi ve Bilinçlendirme Projesi” kapsamında 8 merkezde 40 ilden yaklaşık 300 kişiye eğitim verilmektedir. Proje 2009 yılında sonuçlanacaktır.
Sulak alanlarımızda koruma bölgesi belirleme çalışmaları, Sulak Alanların Korunması yönetmeliği çerçevesinde 25 sulak alanın “Sulak Alan Koruma Bölgeleri” belirlenmiştir.
1. Ulusal Sulak Alan Stratejisi 2003–2008 yılları arasında uygulanmış olup, 2009–2014 stratejisi hazırlanma aşamasındadır.
Bilindiği üzere sulak alan ekosistemleri yağmur ormanlarından sonra yeryüzünün en üretken ekosistemlerindendir. İnsanoğlunun yararına birçok işlevi bulunan sulak alanlar tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de özellikle kuraklık ve küresel ısınma tehdidi altındadır. Bunun yanı sıra bilinçsiz insan müdahaleleri ile bu alanlardaki bozulma süreci hız kazanmaktadır.
Bu çerçevede, suyumuzun korunması ve gelecek nesillere aktarılması için 2 Şubat Dünya Sulak Alanlar Günü vesilesiyle bir kez daha her kesimden sulak alanların korunması konusunda en yüksek hassasiyeti göstermelerini bekliyoruz.



KAYNAK: http://www.cevreorman.gov.tr

Tüm sucul hayat severlerin bu önemli gününü -geç de olsa- kutluyorum.

Gönderen Onur G. HİTİT, Salı, 10 Şubat 2009 12:16 Yorumlar(0), Hepsini Oku
Forum Haberleri
YSH (Yerel Sucul Hayat) Forumları 18.12.2008 tarihinde açılmıştır.
 

YSH (Yerel Sucul Hayat) Forumları 18.12.2008 tarihinde açılmıştır.

YSH nedir?

YHS'nin açılımı, "Yerel Sucul Hayat" şeklindedir.

Kendimi bildim bileli akvaryum hobisi ile ilgilenmekteyim. Ve akvaryum hobisiyle ilgilendim ilgileneli, akvaryumlarda sıklıkla bakılan tropikal canlılar kadar ülkemiz sulak alanlarında yaşayan canlılar da ilgimi çekmiştir. Ülkemiz sularına ait çeşitli canlı türlerini zaman zaman akvaryumlarımda bulundurdum. Ülkemize ait ilk yerel sucul biyotop akvaryumunu (Kızılırmak Biyotop Paludaryumu) 2006 yılının başında kurdum, ama aslında bu düşünsel anlamda daha önceki yıllara dayanan bir projemdi.

"Yerel Sucul Hayat" adlı bu projemi ilk olarak 2006 yılının ortalarında site olarak başlatmıştım. Bu tarihte başladığım site çalışmam, profesyonel bir host olmaması nedeniyle çok uzun sürmemişti. Daha sonra, bazı dostlarımın da teknik bilgi destekleri ile 2007 yılının ortasında profesyonel bir host ile yeniden ve sıfırdan bir "Yerel Sucul Hayat" sitesi kurdum. Çeşitli nedenlerden dolayı bu çalışmamın devamını çeşitli nedenlerden dolayı getiremedim.

Son olarak ve kesin olarak şu anda "Yerel Sucul Hayat" projemi hayata geçiriyorum. Umarım bunun ömrü uzun olur.

Bu çalışmayı yapmamdaki amaçlarım şunlardı:

1. Ülkemizin sucul canlılarına dikkat çekmek.
2. Ülkemizin sucul canlılarını akvaryumlarda görebilmek.
3. Ülkemizin sulak alanlarının korunması konusunda insanları bilinçlendirmek.

Bu üç amacımdan ilk ikisini "ne yazık ki" gerçekleştirebildim. Buna "ne yazık ki" diyorum, çünkü özellikle son 2 yıldır çeşitli akvaryum forumlarında çeşitli kişiler rastgele "sucul geziler" düzenliyorlar ve sulak alanlardan akvaryumlarda beslemek amacıyla çeşitli canlı türleri topluyorlar. Bunda elbette ki kötü bir taraf görülmeyebilir ilk bakışta. Ama sulak alanlarımızda yaşayan nadide canlılar ve endemik türlerin varlıkları, bu sulak alanların açık adreslerinin akvaryumlarla ilgili forumlarda alenen veya çeşitli gruplarca özel şekilde paylaşılması sonucunda tehlikeye girmiştir.

Üçüncü amacımda güzel sonuçlar aldım diyebilirim. Daha doğrusu, çeşitli forum ortamlarından tanıdığım bilinçli doğasever dostlarımın da konuya olan kişisel merakları ile epey yol alındı. Akvaryum hobisi ile ilgili forumlarda bundan 3-5 sene öncesine kadar Aphanius mento, Aphanius villwocki, Aphanius burduricus, acı balık, barbatula gibi balıkları bilenler ve görenler sayıca çok az idi. Yerel sucul hayata, sulak alanların fotoğraflanmasına ve bunun çeşitli akvaryum hobisi gruplarına yayılmasından sonra ülkemizin sulak alanlarına duyulan merak arttı. Bununla ilgili olarak ticaret düşünenler çıktı, kavgalar oldu, bu değerlerimizin ticaretine kesin olarak karşı çıkıp bunları korumamız gerektiğini düşünen bilinçli insanlar da oldu.

Umarım doğamıza sahip çıkarız.

Ve umarım YSH projem uzun ömürlü olur. Forumdan ziyade "kişisel sitem" mantığı ile yola çıktım. Ama konuya ilgi duyanlar da üye olarak kendi deneyim ve bilgilerini paylaşabilsinler diye forum sistemi şeklinde bir site hazırladım.


Gönderen Onur G. HİTİT, Cuma, 19 Aralık 2008 19:02 Yorumlar(0), Hepsini Oku
Ülkemizden Yerel Sucul Haberler
Van Gölü'ndeki Kirliliğe Dur Diyen Çevreci Gençlere Yurtdışından Destek Geldi

Van Gölü'ndeki Kirliliğe Dur Diyen Çevreci Gençlere Yurtdışından Destek Geldi

Sodalı Suyu ile 3 Bin 900 Hektarlık Alana Sahip Türkiye'nin En Büyü Gölü Konumundaki Van Gölü, Nüfusu 500 Bini Geçen Şehrin Merkezindeki Sanayi Kuruluşlarının, 2 İl, 6 İlçe ile 2 Belde ve 100'e Yakın Köyün Kanalizasyon Atıklarıyla Kirletiliyor.

Sodalı suyu ile 3 bin 900 hektarlık alana sahip Türkiye'nin en büyü gölü konumundaki Van Gölü, nüfusu 500 bini geçen şehrin merkezindeki sanayi kuruluşlarının, 2 il, 6 ilçe ile 2 belde ve 100'e yakın köyün kanalizasyon atıklarıyla kirletiliyor.

Günden güne kirlenen Van Gölü'nü kurtarmak için harekete geçen Tatvanlı gençler de, seslerini duyurabilmek için her yolu deniyor. Van Gölü sahilindeki bir iskelede cenaze namazı kılan gençler, yazılı ve görsel basına sürekli haber konusu oluyor.

Van Gölü'ndeki kirliliği incelemek ve gençlerin mücadelesine destek vermek amacıyla 3'ü Alman, 1'i Amerikalı 4 genç turist ,Bitlis'in Tatvan ilçesine geldi. 3'ü gazeteci 1'i ekoloji mühendisi olan gençler, Tatvanlı gençlerin Van Gölü'ndeki kirliliğin önlenmesi için yürüttükleri mücadeleye destek verdi.

Amerika'nın Yale Üniversitesi'nde çeşitli araştırmalar yapan Kirk M. Henderson adlı Amerikalı Ekoloji Mühendisi, Van Gölü'nün bir dünya değeri olduğunu söyledi.

İnci Kefali gibi endemik türleri içinde barındıran Van Gölü gibi bir gölün gelişmiş batı ülkelerinde yüksek bir ekonomik değeri olacağını belirten Henderson, gölde bugüne kadar detaylı bir çalışma yapılmadığını ve kirlilik oranı hakkında bir araştırma yapılmamasını ilgisizlik olarak değerlendirdi.

Göl kenarında tercüman aracılığı ile Tatvanlı gençlerden göldeki kirlilik hakkında bilgi alan 3 Alman gazeteci ise temsil ettikleri gazeteler için Tatvanlı gençlerle röportaj yaptı.

Jugendpresse adlı bir genç, gazetecilik organizasyonu için Tatvan'a gelen Gazeteci Jonas Fischer, gazeteci Oskar Piegsa ve Fotoğrafçı Cladius Schulze göle direkt olarak akıtılan evsel atıkların bulunduğu bir kanalizasyon şebekesinin yanında Tatvanlı gençlerle röportaj yaptı.

Tatvanlı gençlere soru yönelten Alman gazeteci Oskar Piegsa, gençlerin Van Gölü ile ilgili başlattıkları mücadeleyi ilgiyle izlediklerini söyledi.

Van Gölü'ne sahili olan kentlerde detaylı bir kampanya ve kurulacak arıtma tesisleri ile Van Gölü'nün bölgede büyük bir turistik potansiyele sahip olacağına inandıklarını belirten 3 Alman gazeteci ve Amerikalı Ekoloji Mühendisi, Tatvanlı gençlerin mücadelesine destek vermek amacıyla ülkelerinde Van Gölü'ndeki kirliliğe karşı duyarlı olunması için çalışmalar yapacaklarını söyledi. (CİHAN)



KAYNAK: http://sondakika.com/haber-van-golu-ndeki-kirlilige-dur-diyen-cevreci/

Gönderen Onur G. HİTİT, Perşembe, 26 Mart 2009 17:47 Yorumlar(0), Hepsini Oku
Ülkemizden Yerel Sucul Haberler
Bu balığı yemeyin!

Alıntı:
Dikkat! bu balığı yemeyin!

İstanbul Üniversitesi (İÜ) Su Altı Enstitüsünden Doç. Dr. Ahsen Yüksel, ana vatanı Kızıldeniz olan ancak küresel ısınma nedeniyle son yıllarda Süveyş Kanalı'ndan geçerek Ege ve Akdeniz kıyılarında sıkça görülmeye başlanan balon balığına karşı tüketicileri uyardı.



Doç. Dr. Ahsen Yüksel, balon balığının tüketiminin yılın bu dönemlerinde bol ve fiyatının ucuz olması dolayısıyla arttığını söyledi.

Balıkların yaz aylarında üreme dönemine girdiği için yavrularını korumak amacıyla bir tür zehir olan tetrodoksin salgıladığına dikkati çeken Yüksel, bu dönemlerde

balıkçıların ve tüketicilerin dikkatli olmaları konusunda uyarıda bulundu.

Bu türün salgıladığı zehrin felce hatta ölüme neden olabildiğine işaret eden Yüksel, olası bir zehirlenmenin kusma, şok ve ani felç olarak kendini gösterdiğini belirtti.

Bu türün bahar ayları sonunda ve yaz döneminde kesinlikle yenilmemesi gerektiğini söyleyen Yüksel, ağustos ayından sonra tüketilebilecek bu balığın o zaman da derisi yüzülüp iç organları ayıklanarak yenilmesi gerektiğini bildirdi.

Kaş'ta yaşayan balıkçılar, Akdeniz kıyılarında yoğunlaşan balon balıklarından rahatsızlık duyduklarını belirtti.

Balon balıklarının ağlarına takılan diğer balıkları yemek için saldırdıklarını, bu sırada da keskin dişleriyle ağları parçaladıklarını söyleyen amatör balıkçı Ahmet İldem, balon balığının son 2-3 yıldır Kaş sahillerinde çok sık görüldüğünü, zehirli olduğunu bilenlerin yakaladıktan sonra imha ettiğini ancak balık hakkında bilgisi olmayanların büyük tehlike altında olduğunu söyledi.

İldem, balon balığının özellikle derisinin zehirli olduğuna dikkati çekerek, “Bu balığı kedilere vermiştim zehirlendiler, zor kurtardım. Vatandaşlar tehlikeye karşı uyarılmalı” dedi.


KAYNAK: http://turkhaberler.net/haber_2/27090.htm

Gönderen Onur G. HİTİT, Pazar, 15 Şubat 2009 23:42 Yorumlar(0), Hepsini Oku
 
Arama
Fırat Nehri'nd...
Gönderen: Onur G. HİTİT
.: Cuma, 25 Aralık 2009 16:49
Balıkları topl...
Gönderen: Onur G. HİTİT
.: Cuma, 25 Aralık 2009 01:06
Marmara'da dev...
Gönderen: Onur G. HİTİT
.: Salı, 01 Aralık 2009 22:17
Amazon'da balı...
Gönderen: Onur G. HİTİT
.: Salı, 24 Kasım 2009 13:38
Forumumuzdaki ...
Gönderen: Onur G. HİTİT
.: Cumartesi, 21 Kasım 2009 15:39
 
 


MKPortal C1.2 ©2003-2008 mkportal.it
Bu safya 0.14791 saniyede 28 sorguyla oluşturuldu